Yukarı Kaydır

Gıdalara Bisfenol A BPA Migrasyonu ve İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri

  • Anasayfa
  • Gıdalara Bisfenol A BPA Migrasyonu ve İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri
Gıdalara Bisfenol A BPA Migrasyonu ve İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri
Gıdalara Bisfenol A BPA Migrasyonu ve İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri

Ambalajlardaki görünmeyen tehlike: BPA’nın gıdalara geçiş süreci ve sağlığımız üzerindeki olası riskleri

Bisfenol A son yıllarda gıdalara geçiş açısından dikkat çekici bir bulaşan haline gelmiştir. Genel olarak polikarbonat esaslı plastiklerde ve konserve metal kapların iç kaplaması olarak kullanılan epoksi bazlı reçinelerde bulunmaktadır. Gıdalara bulaşma genellikle konserve kutu iç kaplamaları, bebek biberonları, süt, su ve içecek şişeleri veya damacanaları ile gıda pişirme/servis ekipmanlarından olmaktadır. BPA’nın insan sağlığı üzerine toksik etkileri arasında yenidoğan ve ceninde beyin gelişimini engellemesi, vücutta yapısal değişikliklere yol açması, hiperaktiviteye ve öğrenme bozukluklarına ve insanlarda kısırlığa neden olması şeklinde sayılabilir. Ayrıca BPA’nın östrojenik özelliği nedeniyle karsinojen olma şüphesi de çeşitli araştırmalarda belirtilmektedir. Bu olumsuz etkiler, yasal düzenlemelerin gözden geçirilmesine ve araştırmaların konu üzerine yoğunlaşmasına neden olmuştur. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi EFSA , BPA’nın günlük en fazla alımını 50 µg/kg/gün olarak sınırlamıştır. Ülkemizde, biberon gibi bebek beslenmesinde kullanılan polikarbonat malzemelerin üretiminde BPA’nın kullanımı yasaklanmıştır. Bu çalışmada, BPA’nın bulunduğu malzemeler, insan sağlığı üzerine etkileri, dünya ve ülkemiz araştırıcıları tarafından yapılan çalışmaların sonuçları ve ilgili yasal düzenlemeler derlenmiştir

GİRİŞ
Kimyasal olarak 2,2- bi(4-hidroksifenil) propan olarak bilinen bisfenol A (BPA), dünyada geniş üretim alanı olan kimyasallardan birisidir. Renksiz bir katı olan BPA’nın organik çözücülerde çözünebilmesine karşın sudaki çözünürlüğü düşük seviyelerdedir. BPA genel olarak bağlama, plastikleştirme, plastiğin sertleştirilmesi, vernikleme ve dolgu materyali olarak kullanılmaktadır . BPA, metal bazlı gıda ve içecek ambalajlarının kaplaması için polikarbonat bazlı reçinelerin %71 ve epoksi bazlı reçinelerin %27 oranında hammaddesidir . Gıdalarla temas eden madde ve malzemelerde genelde polikarbonat materyaller göze çarpmaktadır. Bunlar; bebek biberonları, gıda pişirme/servis ekipmanları, saklama kapları, süt, su ve içecek şişeleri/damacanaları, tekrar kullanılabilen içecek şişeleri, epoksi bazlı reçine kullanılan konserve kutu iç kaplamaları, cam kavanoz ve içecek metal kutularında metal kapak üzerindeki kaplamalar ve şarap fıçılarındaki yüzey kaplama materyalleri olarak sıralanabilmektedir . Bunların dışında, dayanıklılık kazandırmak amacıyla da oyuncaklarda, su borularında ve medikal tübajlarda sıklıkla kullanılmaktadır . Bu derlemenin amacı, BPA’nın bulunduğu malzemeler, gıdalara migrasyonunda etkili olan faktörler, insan sağlığı üzerine olan etkileri, dünya ve ülkemiz araştırıcıları tarafından yapılan çalışmaların sonuçları ve BPA ile ilgili yasal düzenlemelerin incelenmesidir.

GIDALARA BPA MİGRASYONUNA ETKİLİ OLAN FAKTÖRLER ve YAPILAN ÇALIŞMALAR

Polikarbonatlardan sulu sıvılara BPA geçişi hidroksit ile katalizlenen difüzyon ve hidroliz sonucudur .Yapılan çalışmalar sonucunda, polikarbonat bazlı malzemelerde; başta sıcaklık olmak üzere, ısıl işlem süresi, proses tipi, temas süresi, tahribat, suyun sertliği ve pH’nın migrasyon üzerinde etkili oldukları belirtilmektedir. Epoksi bazlı reçinelerde ise; laklama tipi, kullanılan lak miktarı, proses koşulları (sıcaklık ve süre), temas ettiği gıda maddesinin içeriği (tuz ve yağ miktarı) gibi faktörlerin etkileri tespit edilmiştir. Gıda grupları için yapılan incelemelerde; konserve kutu içerisindeki et/balık ürünleri ve hazır çorbalarda, özellikle yağ ve tuz içerikleri de yüksek olduğunda, yüksek düzeylerde migrasyon oluşabildiği gözlenmiştir . Polikarbonat şişede suyun kaynaması sırasında kirecin çözünmesi pH’nın yükselmesine neden olmakta ve bunun sonucunda BPA migrasyonu hızlanmaktadır. Şişenin fırçalanması ise BPA geçişini arttırmamaktadır. Eskimenin etkisini tahmin etmek ise zor olmaktadır. Bulaşık makinasında yıkama sonucu alkali deterjan kalıntısı da BPA geçişini hızlandırmaktadır. Benzer şekilde pH yükselmesine neden olan gıda hazırlama yöntemleri de aynı etkiyi sağlamaktadır. Gıda içeriğindeki mineral kompozisyonunun etkisi ise halen belirsizdir . Konserve kutulardan geçişin incelendiği çalışmalarda ısıtma süresinden çok uygulanan sıcaklığın daha etkili olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda, konserve gıdalarda BPA migrasyonunun depolama süresinden de doğrudan etkilendiğini ve BPA’nın önce konserve sıvısına sonrasında ise katı gıda materyaline geçtiği tespit edilmiştir. Isıl işlem olmasa dahi bu geçişin depolama süresince devam edebildiği de belirtilmektedir . Konserve kaplama yüzeylerinden gıdaya BPA migrasyonunu azaltmada uygulanan ısıl işlemin sıcaklığı ve süresinin kontrollü olması önem taşımaktadır. Plastik kaplarda özellikle polikarbonat biberonlarda fazla kullanım ve çizilmeler sonucunda ve sterilizasyonların da etkisiyle migrasyonun yüksek düzeylere çıkabildiği görülmüştür. Yeni polikarbonat bebek biberonlarında BPA oranı 1.0–3.5 ppb altında bulunurken, kullanılmış ve çizilmiş şişelerde ise 10-28 ppb düzeyinde tespit edilmiştir . ABD’de yapılan bir çalışmada, insan idrarlarından alınan numunelerde BPA sıklıkla (%95) tespit edilmiş olup konserve gıda tüketimi ile arasında korelasyonlar belirlenmiştir . Ülkemizde su damacanaları üzerine yapılmış bir çalışmada, 4, 25 ve 35oC’lerde 60 gün depolanan su numunelerinde BPA migrasyonunun sağlığı tehdit edecek boyutta olmadığı (spesifik migrasyon limitinin 450 kat altında) görülmüştür [15]. Ancak, diğer gıdalarda ve gıda ile temas eden kap ve servis ekipmanlarında farklı koşullarda yapılacak migrasyon çalışmalarının sonuçlarına ihtiyaç vardır. Tablo 1’de çeşitli ambalaj materyallerinde ve farklı koşullarda BPA migrasyonu üzerine yapılan çalışmalar özetlenmektedir.

BPA’NIN SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ

BPA vücuda alındığında glukoronik asitle bağ oluşturarak bir kısmı idrar ile atılırken, diğer bir kısmı da emilerek vücutta yağ dokuları gibi depo alanlarına yayılır ve sonrasında yavaş ve az miktarda kana karışır . BPA vücutta endokrin sistemine hasar veren bir madde olup östrojenik özelliktedir . BPA endokrin sistemine hasar verdiği ve çocuklarda sinirsel gelişimi etkilediği için, en yüksek seviyede kaygı yaratan kimyasallar arasında yer almaktadır .

Endokrin, Üreme Sistemi ve Tiroid Hormonu Üzerine Etkileri

Endokrin sistemi tahribatı son yıllarda önemli bir halk sağlığı problemi haline gelmiştir . Endokrine hasar veren veya endokrin bozucu (EB) kimyasallar vücuttaki hormonları taklit etme, bloke etme veya onlarla etkileşime girme potansiyeline sahip ve insanlarda gelişim ve üremeye etki eden kimyasal maddelerdir . BPA da EB kimyasallar arasında sayılmaktadır. EB’ların neden olduğu bozukluklar arasında erişkin kadınlarda meme kanseri, düzensiz adet görme, endometriyoz, spontan düşükler, erişkin erkeklerde kanser oluşumu (testis, prostat), sperm sayı ve kalitesinin düşmesi sayılabilmektedir . Salian ve ark.  fareler üzerinde yaptıkları bir çalışmada, fareler ağızdan tüp yoluyla 1.2 veya 2.4 mg BPA/kg/gün doza maruz bırakılmıştır. Çalışma sonucunda, BPA’nın erkek farelerde sperm miktarında, sayısında ve hareketliliğinde azalmaya neden olduğu belirtilmiştir. Newbold ve ark.  fareleri 0.1-1000 µg BPA/kg vücut ağırlığı/gün BPA’ya maruz bırakmış ve çalışmanın sonucunda BPA’nın yumurtalık kistlerine, yumurta kanalında proliferatif lezyonlara ve tümör oluşumuna neden olduğunu belirtmişlerdir. T. Öksüz, T. Özdal, N. Şahin-Yeşilçubuk, D. Nilüfer-Erdil Akademik Gıda 10(3) (2012) 93-98 95 BPA’nın östrojenik aktivitesi olduğu ilk defa 1993 yılında yayımlanmıştır. BPA’nın östrojen reseptörlerine bağlanması estradiolden 10000–100000 kat daha düşüktür bu yüzden çok zayıf çevresel kaynaklı östrojen olarak düşünülmektedir . Farelerde yapılan başka bir in-vivo çalışmada 50 mg/kg’dan daha yüksek dozların uterus ağırlığını arttırarak östrojenik aktiviteyi tetiklediği ortaya konulmuştur [33]. Son yapılan çalışmalarda BPA’nın tiroid hormonunun çalışmasını engellediği ve trilyonda bir olan dozunun dahi testosteron sentezini engellediği ortaya konulmuştur . 

Bağışıklık Sistemi Üzerine Etkileri

BPA’nın bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkilere neden olduğu konusunda hayvanlar üzerinde gerçekleştirilen birkaç çalışma bulunmaktadır. Fareler üzerinde yapılan bir çalışmada, farelerin doğumdan önceki dönemde BPA’ya maruz kalması ile Listeria enfeksiyonu sonucunda lenfosit sayısında artış gözlenmiştir. Bunun yanında sitokin üretiminde artış ve düzenleyici T hücrelerinin sayısında da azalma gözlenmiştir . BPA’ya gelişme döneminde maruz kalma, ovalbumin antijeni toleransında azalmaya ve astım fenotipinin artmasına neden olmaktadır . Bunun yanında, yetişkin farelerin BPA’ya maruz kalması sonucunda, üretilen sitokin ve antikor seviyelerinin azaldığı, bunun da antikor üretimini artırdığı yönünde bulgular mevcuttur .

Davranış Bozuklukları Üzerine Etkileri

BPA’nın davranış üzerindeki etkisi hakkında yapılan çoğu araştırma bu kimyasala uzun süreli maruz kalma sonucunda oluşan etkiler üzerine yoğunlaşmıştır. Bu çalışmalar sonucunda, BPA’nın dopamin ile ilişkili olarak öğrenme ve hafıza bozukluklarına neden olduğu belirtilmiştir . BPA’ya maruz kalmanın ayrıca hiperaktivitenin ve kaygı düzeyinin artmasına neden olduğunu belirten çalışmalar da mevcuttur .

Karsinojenik Etkileri

BPA’ya maruz kalmanın kanser oluşturma riskini artırdığı bazı çalışmalarda belirtilmiştir . BPA’nın özellikle üreme sistemi üzerinde testis, prostat, uterus, yumurtalık kanseri gibi kanser türlerine neden olduğu konusunda çalışmalar bulunmaktadır . Ayrıca BPA’nın östrojenik özellikte olması nedeniyle meme kanserine de neden olabileceği belirtilmektedir . Birçok ülkede sayısında artış gözlenen meme, rahim, testis ve prostat kanseri gibi bazı kanser türleri de endokrin sistemine hasar veren kimyasallara bağlanmaktadır .

Obeziteye Etkileri

BPA’nın yağ dokuları üzerine de etkisi olduğu bilinmekle birlikte bu konudaki bulgular henüz netlik kazanmamıştır. Bir çalışmada 15 gün boyunca yüksek dozda BPA verilen deney hayvanlarında vücut ağırlığında azalma ve beslenme yetersizliği belirtilirken diğer bir çalışmada ise 3 ay boyunca BPA verilen deney hayvanlarının vücut ağırlığı, yağ depoları ve trigliserit seviyesi etkilenmemiştir . Aynı zamanda BPA’nın glikoz intoleransı ve insülin duyarlılığını da etkilediği çeşitli çalışmalar sonucunda raporlanmıştır .

YASAL DÜZENLEMELER

BPA’nın insan sağlılığına tehlike oluşturan dozları hakkında tartışmalar devam ederken potansiyel riskleri gün geçtikçe daha da belirginleşmektedir. Bu süreçte bazı ülkeler çeşitli regülasyonlar yayınlamıştır. Regülasyonların çoğu insanların maruz kalma sebebini gıda ile temasta olan maddelere ve ambalajlamaya bağlarken, bazı ülkeler de BPA’ya çevresel maruz kalma risklerini değerlendirmişlerdir. Dünyadaki BPA üretiminin neredeyse üçte birinin ABD’de ve dörtte birinin Avrupa Birliği’nde gerçekleşmesine rağmen, her iki bölgede de T. Öksüz, T. Özdal, N. Şahin-Yeşilçubuk, D. Nilüfer-Erdil Akademik Gıda 10(3) (2012) 93-98 96 çevre açısından BPA’lar hakkında çok etkili regülasyonlar bulunmamaktadır.  Kanada BPA’nın çevresel etkilerini sınırlayan tek ülkedir.

ABD ve Kanada’daki Düzenlemeler

Geçmişte FDA, BPA kimyasalının kullanımının çocuklar ve hamileler için bile güvenilir olduğunu iddia etmesine rağmen, 2010 yılında FDA, fetüslerin, yeni doğan bebeklerin, küçük çocukların beyin, davranış ve prostat bezi üzerine etkileri konusunda endişelerin olduğu yönünde açıklamada bulunmuştur . Ulusal Toksikoloji Programı ile koordineli şekilde BPA’nın belirsiz riskleri konusunda detaylı çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmalar gıda kaynaklarından insanların BPA’ya maruz kalmasını azaltma yönünde olup, özellikle biberonlarda ve bebek beslenmesinde kullanılan kaplarda BPA’nın kullanılmaması ve bebek maması ambalajlarında BPA’ya alternatif kaplama malzemelerinin geliştirilmesi ve diğer konserve gıdaların kaplamalarında da BPA kullanımının minimize edilmesi ya da alternatiflerin kullanılmasını desteklemektedir  Kanada Eylül 2010’da BPA’nın toksik olduğunu açıklayan ilk ülke olmuş ve Kanada Hükümeti BPA’nın bebek biberonlarında kullanımını yasaklamıştır.

Avrupa Birliği Düzenlemeleri ve Ülkemizdeki Durum

Avrupa Birliği kimyasalların değerlendirilmesinde 2007 yılında ortaya konulan “REACH” (Registration, Evaluation, Authorization and Restriction of ChemicalsKayıt, Değerlendirme, Yetki, Kimyasalların Yasaklanması) uygulamasına dayanan bir anlayışa sahiptir. REACH Avrupa’da üretilen ve ithal edilen ürünlerin insan sağlığına ve çevreye olan zararları konusunda kimyasalların yönetimini sağlayan bir sistemdir. Avrupa Komisyonu 2003 yılında BPA üzerine detaylı bir risk değerlendirmesi yapmış ve 2008 yılında bu risk değerlendirmesini güncelleştirmiştir. Her iki değerlendirmede de BPA’ya belli değerlerde maruz kalmanın insanlar ve çevre için güvenli olduğu belirtilmiştir . Buna rağmen, 2008 yılındaki risk değerlendirmesi sudaki canlı türleri için ileri risk değerlendirilmesi yapılması gerektiği çağrısını yapmıştır . Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) gıda ile temasta bulunan bir madde olarak BPA’nın kullanımı üzerine kapsamlı risk değerlendirmesi yapmıştır. 2007, 2008 ve 2010 yıllarında yayınlanan raporlarda BPA’nın gıda ambalajlarında kullanılmasının insan sağlığı açısından herhangi bir risk oluşturmadığı belirtilmiştir . REACH ve EFSA’nın görüşleri tarafından tatmin olmayan Avrupa ülkeleri BPA’nın bebekler tarafından kullanılan bazı ürünlerde kullanımını engellemiştir. Fransa BPA içeren bebek biberonlarının satışını ertelemiştir . Daha sonra, Avrupa Birliği EFSA’nın risk değerlendirmelerine rağmen, bebek biberonlarında BPA kullanımını yasaklamıştır . Ayrıca EFSA, BPA’nın günlük alım limitini 0.05 mg/kg vücut ağırlığı/gün olarak belirlerken, spesifik migrasyon limiti de 0.6 ppm olarak sınırlandırılmıştır. Ülkemizde de, AB yasalarına uyum çerçevesinde biberon gibi bebek beslenmesinde kullanılan polikarbonat malzemelerin üretiminde BPA’nın kullanımı yasaklanmıştır.

SONUÇ

BPA dünya çapında özellikle gıda ve içeceklerin muhafazasında kullanılan malzemelerin bileşeni olan bir kimyasal olduğu için BPA’nın gıdalara ve içeceklere bulaşma riski bulunmaktadır. Yapılan çalışmalarda BPA’nın endokrin sistemine zarar veren bir madde olduğu belirtilmiştir. Bunun dışında, BPA gibi ksenoöstrojenlerin üreme sistemi kanserlerine (testis, yumurtalık, meme, uterus gibi), doğurganlık problemleri (düşük sperm sayısı ve kalitesi) gibi endokrin sisteme bağlı sorunlara neden olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, BPA’nın davranış bozukluğu ve obezite üzerine de etkileri olduğu bazı çalışmalarda rapor edilmiştir. BPA’nın insan sağlığı üzerindeki potansiyel riskleri gün geçtikçe daha yoğun bir şekilde araştırılmaktadır. Yapılan çalışmalarda özellikle yağlı ürünleri içeren epoksi bazlı reçinelerin kullanıldığı metal kaplarda, 100°C’nin üzerindeki sıcaklıklarda uzun süreli temas sonucunda ve plastik kaplarda fazla kullanım ve tahribat sonrası yüksek sıcaklıklarda gıdalara BPA migrasyonu yüksek miktarlarda bulunmuştur. Avrupa Birliği üye ülkelerde ve ülkemizde biberon gibi bebek beslenmesinde kullanılan polikarbonat malzemelerin üretiminde BPA’nın kullanımı yasaklanmıştır. Ülkemizde su damacanaları üzerine yapılmış çalışmalar BPA migrasyonunun sağlığı tehdit edecek boyutta olmadığını göstermiştir. Ancak, diğer gıdalarda ve gıda ile temas eden diğer kap ve servis ekipmanlarında farklı koşullarda yapılacak migrasyon çalışmalarının sonuçlarına ihtiyaç bulunmaktadır.

H.içi - H.sonu : 09:00 - 18:00
Burhaniye Mahallesi Yunus Emre Sokağı No:9/A 34100 Üsküdar/İstanbul
0 532 281 86 37
info@yadeco.com
Türkçe Türkçe İngilizce İngilizce
WhatsApp
WhatsApp